Semik

Felsefe Performans Ödevim ve Kaynakçam

PERFORMANS ÖDEVİ: TARİHİN AKIŞINDA BİR KIRILMA NOKTASI

Konu: İslamiyet Arap Yarımadası’ndan Hiç Çıkmasaydı Dünya Tarihinde Neler Değişirdi? Ders: 11. Sınıf Felsefe


GİRİŞ: FELSEFİ BİR DÜŞÜNCE DENEYİ

Tarih felsefesi, geçmişi sadece olduğu gibi kabul etmez; aynı zamanda "Eğer şöyle olmasaydı, sonuç ne olurdu?" sorusunu sorarak olayların önemini ve neden-sonuç ilişkilerini anlamaya çalışır. Bu bağlamda, 7. yüzyılda Arap Yarımadası’nda doğan İslamiyet’in sınırlarını aşıp Asya, Afrika ve Avrupa’ya yayılması, dünya tarihinin en büyük kırılma noktalarından biridir.


1. BÖLÜM: BİLİM VE FELSEFE TARİHİNDEKİ BÜYÜK KAYIP (NEGATİF SENARYO)

İslamiyet’in yayılmamasının en büyük ve belki de telafisi en zor etkisi, bilim ve düşünce tarihinde yaşanacak devasa bir boşluk olurdu. 11. sınıf felsefe müfredatında öğrendiğimiz, özellikle 8. ve 12. yüzyıllar arasında gerçekleşen "Çeviri Hareketleri" ve "İslam Altın Çağı" hiç yaşanmamış olacaktı. Bu durumu üç ana başlıkta detaylandırabiliriz:

A. Antik Yunan Mirasının Yok Olma Tehlikesi

Antik Yunan felsefesinin (Platon, Aristoteles, Galen vb.) eserleri, Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra Avrupa’da unutulmaya yüz tutmuştu. Bu eserleri yeniden keşfeden, Arapçaya çeviren ve koruyanlar Müslüman filozoflardı.

Eğer İslamiyet yayılmasaydı; Bağdat’taki Beytü'l-Hikme gibi devasa kütüphaneler kurulmayacak, bu antik metinler belki de sonsuza dek kaybolacaktı. Avrupa "Karanlık Çağ"ını yaşarken, bu bilgi köprüsünü kuracak, bilimi "emanet alıp" geliştirecek bir medeniyet olmayacaktı.

B. Büyük Filozofların Tarihten Silinmesi

Felsefe tarihini değiştiren isimler hiç var olmayacaktı:

  • İbn Sina (Avicenna): Tıbbın ve felsefenin en büyük isimlerinden biri olan İbn Sina’nın El-Kanun fi't-Tıb eseri yazılamayacaktı. Bu kitap Avrupa tıp fakültelerinde 600 yıl boyunca ders kitabı olarak okutuldu. İbn Sina’sız bir dünyada tıp bilimi yüzyıllarca geriden gelebilirdi.
  • İbn Rüşd (Averroes): Aristoteles’i Avrupa’ya "yeniden öğreten" filozoftur. Onun yorumları olmasaydı, Avrupa’da Thomas Aquinas gibi düşünürler Aristoteles felsefesiyle bu kadar derinlemesine tanışamayacak, dolayısıyla skolastik düşüncenin yıkılması çok daha zor olacaktı.
  • Farabi (Muallim-i Sani): Mantık ilmini sistemleştiren Farabi’nin çalışmaları olmadan felsefi metodoloji eksik kalırdı.

C. Rönesans ve Aydınlanma’nın Gecikmesi

Batı dünyasında Rönesans’ın başlamasındaki en büyük etkenlerden biri, İslam medeniyetinden (Endülüs/İspanya ve Sicilya üzerinden) alınan bilimsel ve felsefi birikimdi. Kağıdın Çin’den alınıp geliştirilerek Avrupa’ya tanıtılması, pusula, barut ve matbaa gibi teknolojilerin batıya aktarılması İslam medeniyeti sayesinde hızlandı. Eğer bu "kültürel aktarıcı" güç olmasaydı, Avrupa’nın Orta Çağ karanlığından çıkması yüzyıllar alabilir, belki de Sanayi Devrimi bugün bildiğimiz tarihten çok daha sonra gerçekleşirdi.


2. BÖLÜM: JEOPOLİTİK VE DİNİ YAPIDAKİ DEĞİŞİMLER (ALTERNATİF SENARYO)

Siyasi ve toplumsal tarih açısından bakıldığında ise dünya haritası tanınmayacak kadar farklı olurdu. İslamiyet’in yayılmadığı bir dünyada muhtemelen şunlar yaşanırdı:

A. Sasani ve Bizans İmparatorluklarının Devamı

İslam orduları tarih sahnesine çıkmadan önce Orta Doğu’yu iki büyük güç paylaşıyordu: Doğu Roma (Bizans) ve İran merkezli Sasani İmparatorluğu. İslamiyet yayılmasaydı:

  • Sasani İmparatorluğu yıkılmayacak ve Zerdüştlük (Mecusilik) dini bugün hala İran, Irak ve çevresinde hakim inanç olacaktı. Ateşgede tapınakları bölgenin en önemli dini merkezleri olarak kalacaktı.
  • Bizans İmparatorluğu ise Anadolu, Mısır ve Suriye üzerindeki hakimiyetini koruyacak, İslamiyet’in "fetih" baskısı olmadığı için belki de ömrünü 19. veya 20. yüzyıla kadar sürdürebilecekti.
  • İstanbul’un Fethi (1453) gibi bir olay hiç yaşanmayacak, şehir bir Rum/Ortodoks merkezi olarak kalacaktı.

B. Türklerin Tarihindeki Kökten Değişim

Bizim açımızdan en kritik sonuçlardan biri Türk tarihiyle ilgilidir. Türklerin İslamiyet’e geçişi (Talas Savaşı sonrası) onların yerleşik hayata geçmesini, bilim ve sanatta ilerlemesini ve Batı’ya (Anadolu’ya) yönelmesini hızlandırmıştır. Eğer İslamiyet Arap Yarımadası’ndan çıkmasaydı; Türkler muhtemelen Orta Asya bozkırlarında kalmaya devam edecek ya da batıya göç ettiklerinde tıpkı Macarlar veya Bulgarlar gibi Hristiyanlığı benimseyeceklerdi. Selçuklu ve Osmanlı gibi "İslam’ın Kılıcı" misyonunu üstlenen cihan imparatorlukları kurulmayacaktı.

C. Haçlı Seferlerinin Olmaması (Olumlu Bir Etki?)

Tarihin en kanlı dönemlerinden biri olan Haçlı Seferleri’nin temel amacı, "Kutsal Toprakları" (Kudüs’ü) Müslümanlardan geri almaktı. Eğer Kudüs zaten Hristiyan Bizans’ın elinde kalsaydı, Papa Haçlı Seferleri çağrısı yapmayacaktı. Bu durum:

  • Doğu ile Batı arasında yüzyıllar süren nefret tohumlarının atılmamasına,
  • Akdeniz’de daha barışçıl bir ticaret ortamının oluşmasına neden olabilirdi.

Ancak bu "barış", kültürel etkileşimin ve rekabetin getirdiği gelişimin eksikliğiyle, daha "durağan" bir dünya yaratırdı.


SONUÇ: MEDENİYETLER ARASI KÖPRÜNÜN ÖNEMİ

Sonuç olarak, İslamiyet’in Arap Yarımadası’ndan çıkmaması senaryosu, dünya tarihini daha "yavaş" ve "bölünmüş" bir hale getirirdi. Felsefi açıdan bakıldığında, medeniyet bir bayrak yarışı gibidir. Antik Yunan’dan alınan bayrağı İslam medeniyeti taşımış, geliştirmiş ve Modern Avrupa’ya devretmiştir. Eğer İslamiyet yayılmasaydı, bu bayrak yere düşer ve insanlık tarihi bilim, sanat ve felsefede yüzyıllarca geriden gelirdi.

Bugün sahip olduğumuz bilimsel metodoloji, üniversite sistemi (ilk üniversitelerin medrese sisteminden ilham alması), hastane kültürü ve felsefi sorgulama geleneği, o dönemde İslam coğrafyasında atılan tohumların bir sonucudur. Dolayısıyla İslamiyet’in yayılışı, sadece dini bir olay değil, insanlık tarihinin entelektüel evriminin zorunlu bir parçasıdır.


Not: Bu ödev, 11. sınıf Felsefe ders kitabındaki "MS 2. Yüzyıl - MS 15. Yüzyıl Felsefesi" ünitesi kazanımlarına uygun olarak, tarihsel verilerin felsefi yorumuyla hazırlanmıştır.

Kaynakça

Thoughts? Leave a comment